Organlar ve Sistemler 71 0

Sindirim Sistemi ve Sindirim Sistemi Organları

Sindirim, ağız yoluyla alınan kompleks yapıya sahip besin moleküllerinin küçük parçalara ayrılarak kana emilebilecek ve hücrelere girebilecek boyutlara ulaştırılması işlemidir. Sindirim sistemi ise birkaç farklı organın bir araya gelerek oluşturduğu ve bu organların birbirleriyle koordineli çalışmaları sonucu sindirimi baştan sona gerçekleştiren sistemdir.  Sindirim sistemi temel olarak ağız ile başlayıp anüs ile sonlanan ve yol boyunca çeşitli genişleme ve daralmalar gösteren bir kanaldan meydana gelir. Bu kanalın farklı bölgelerinde farklı işlevler yürütülür, farklı enzimler üretilir ve kullanılır. Kanalda ağızın ardından bir iletim organı olan yemek borusu, onun ardından sindirim kanalının en geniş bölgesi olan mide, devamında ince ve kalın bağırsaklar, son olarak da kanalın ağızdan sonra ikinci dışarıya açılma bölgesi olan anüs gelir. Bu kanal yaklaşık 15 metrelik bir uzunluğa sahiptir. Kompleks ve büyük yapılı besin molekülleri bu kanalın uygun bölgesinde sindirilmelerinin ardından yine uygun bölgesinden kana geçer. Bu kanal haricinde besin molekülleriyle direkt temas etmeseler de ürettikleri salgılar ile sindirime katkı sağlayan organlar da bulunur. Karaciğer ürettiği safra salgısıyla, pankreas ise ürettiği pankreas öz suyuyla sindirime katkı sağlar. Santimetre küp boyutundaki besin moleküllerinin mikrometre düzeyinde boyutlara sahip hücrelere girebilmesi, sindirim sistemini oluşturan bu organların üstün bir koordinasyon ve uyum içerisinde çalışmalarına bağlıdır.

Ağız

Sindirim ağıda başlar. Ağız özellikle besinler üzerindeki fiziksel sindirimiyle ön plana çıkar. Son derece gelişmiş öğütücü dişler çiğnenen besinleri küçük parçalara ayırmada son derece işlevseldir. M. masseter ve m. Temporalis gibi güçlü çiğneme kasları da ağızın en sert besinleri dahi küçük parçalara ayırmasına olanak tanır. Güçlü kaslar ve gelişmiş dişlerin yanında ağızdaki sindirime katkı sağlayan diğer bir önemli bileşen tükürük salgısıdır. Ağız çevresinde bulunan parotis bezi sublingual bez, submandibular bez ve pek çok küçük bez yapısında üretilen tükürük sıvısı her beze ait özel kanallar vasıtasıyla ağız içine farklı bölgelerden boşaltılır. Tükürük sıvısı içeriğindeki maddeler vasıtasıyla hem fiziksel hem de kimyasal sindirime yardımcı olur. Tükürükte bulunan müsin maddesi çiğnenen besinlerin nemli bir lokma haline getirir. Bu sayede besinler hem daha kolay çiğnenir hem daha kolay yutulur. Bunun yanında yine tükürükte bulunan pityalin (ağız amilazı) enzimi nişasta gibi kompleks karbonhidratları disakkaritlere dönüştürerek kimyasal sindirime katkı sağlar. Yine tükürükte bulunan lingual lipaz enzimi yağların kimyasal sindiriminde görev alır. Tükürük vücuda ağız yoluyla vücuda girebilecek mikroorganizmalarara karşı da doğal bağışıklığın ilk basamağıdır. Tükürükte bulunan IgA ve lizozim, antimikrobiyal özellik göstererek vücudu zararlı mikroorganizmalardan koruduğu gibi dişleri de çürümekten korur. Ayrıca besinlerin tadının dildeki kimyasal reseptörler vasıtasıyla algılanabilmesi için besin moleküllerinin tükürükte çözünmesi gerekir.

Yemek Borusu (Oesophagus)

Ağızdaki işlemler tamamlandıktan sonra yutma refleksinin tetiklenmesiyle yutulan besinler epiglottisin anlık olarak soluk borusunu kapatmasıyla yemek borusuna yönlendirilir. Yemek borusu 20-25 cm uzunluğunda kaslarla desteklenmiş bir borudur. Larynx bölgesinden başlayıp aort komşuluğunda göğüs boşluğunu kat ettikten sonra diyaframı 10. torakal vertebra seviyesinde delerek karın boşluğuna girer ve midede son bulur. Yemek borusunun besinleri iletmesi yer çekiminin yanı sıra peristlatik hareketle mümkün olur.  Yemek borusunun yapısındaki kaslar yer çekiminin de yardımıyla besinleri ağızdan mideye doğru art arda kasılmalarla süpürür şekilde ilerletir. Bu iletimin ters yönde olması kusma ile sonuçlanır. Yemek borusu başlangıç ve bitiş bölgelerinde iki adet sfinktere sahiptir. Bu sfinkter yapıları midedeki besinlerin artan basıncın etkisiyle tekrar özefagusa oradan da ağıza geçmesini engeller. Bu şekilde hassas oesophagus mukozası midenin asitli içeriğinden korunmuş olur ve besinlerin tekrar ağıza gelmesi veya soluk borusuna kaçması engellenir.

Mide (Gaster)

Mide sindirim kanalının en geniş bölümüdür. Anatomik olarak corpus, fundus, pylor ve cardia adındaki 4 bölmeye ayrılır. Boşken içerisinde görülebilen derin kıvrıntılar (plicalar) midenin dolduğu sırda genişlemesine olanak tanır. Normal şartlarda 1- 1,5 litre olan mide hacmi gerektiğinde 2-3 litreye kadar çıkabilir. Mide besinler için hem geçici bir depo organı hem de önemli bir sindirim organıdır.  Midede sindirimin en önemli bileşeni mide öz suyudur. Midenin mukozal hücrelerinden mide boşluğuna günde 2-3 litre kadar salgılanan bu sıvı midenin kasılmaları sayesinde besinlerle karışır ve kimusu oluşturur. Mide öz suyunun yapısındaki en önemli enzim proteinleri peptonlara parçalayan pepsinojendir. Bunun yanında yağları sindiren gastrik lipaz ve çocuklarda süt proteinlerini sindiren lap enzimleri de mide öz suyunda bulunur. HCl mide öz suyunda bulunan kuvvetli bir asittir. Mideye ulaşmayı başaran zararlı mikroorganizmalar bu asit sayesinde etkisiz hale getirilir. HCL inaktif haldeki pepsinojeni aktif pepsine dönüştürür ve güçlü asit olması sayesinde sindirime katkıda bulunur. Mideyi HCl başta olmak üzere kendisine zarar verecek maddelerden korumak için mide öz suyunda mukus bulunur. Mukus mide yüzeyini tamamen örter ve midenin asitli kimustan ve enzimlerden zarar görmesini engeller.

Mide

İnce Bağırsak (Intestinum tenue)

İnce bağırsak mideden gelen besinlerin yaklaşık 5-6 metrelik bir hat boyunca ilerlediği kanaldır. Anatomik olarak duodenum, jejenum ve ileum adındaki 3 bölüme ayrılır. Başlangıç ve pankreas başı çevresinde “C” şeklinde kıvrılan bölümü duodenum, sonraki 1/3’lük kısmı jejenum, distalde kalan 2/3’lük kısmı ise ileum olarak adlandırılır.  İnce bağırsak hem sindirimin hem de emilimin (büyük oranda) tamamlandığı organdır. İnce bağırsaktaki sindirim hem ince bağırsağın hem de yardımcı organların ürettiği enzimler vasıtasıyla gerçekleşir. Pankreastan ince bağırsağın başlangıç bölümü olan duodenuma salgılanan pankreas öz suyu karbonhidrat yağ ve protein yapısındaki besinlerin sindirilmesi için uygun enzimlere sahiptir. Karaciğerde üretilip duodenuma salgılanan safra ise yağların fiziksel sindiriminde rol oynar. İnce bağırsağın kendi ürettiği enzimler ise besin sindirimini tam olarak tamamlayan enzimlerdir. İnce bağırsaktan salgılanan erepsin proteinlerin; maltaz, sukraz ve laktaz karbonhidratların sindirimini tamamlayan ve bu besinleri kana emilebilecek monomerik birimlerine ayıran enzimlerdir. İnce bağırsakta besinlerin sindiriminin tamamlanmasının ardından kana emilimleri de gerçekleşir. İnce bağırsak epitel hücrelerinin üzerinde bulunan mikrovilluslar ve gözle görülebilecek boyuttaki çıkıntılar olan “plicae circularis”ler besinlerin emilim yüzeyini arttırarak (200 m2) emilimi önemli ölçüde hızlandırır.

Kalın Bağırsak (Intestinum Crassum)

Kalın bağırsak ince bağısak ile anüs arasında uzanan 1,5-2 metre uzunluğunda ve 3-4 cm çapında bir kanaldır. Anatomik olarak ascendens kolon, transvers kolon, descendens kolon ve sigmoid kolon olmak üzere dört parçaya ayrılır. Sindirim işlemi ince bağırsakta tamamlandığından sindirimde rol oynamaz. Besinlerin emilimi de ince bağırsakta tamamlanır. Sadece bir miktar su ve beraberindeki mineral kalın bağırsaktan kana emilir. Kalın bağırsağın esas işlevi sindirimden arta kalan atık maddeler için geçici bir depo görevi üstlenmesidir. Burada bir süre depolanan atıklar beyinden gelen emirle kas kasılmalarının etkisiyle anal kanaldan dışarıya atılır (defekasyon).

Kalın bağırsak

Sindirime Yardımcı Organlar: Karaciğer ve Pankreas

Karaciğer ve pankreas ürettikleri salgılarla sindirime katkı sağlar. Karaciğer (hepar), ürettiği safra salgısını safra kesesinde depolar ve gerektiğinde duodenuma boşaltır. Safra, yağları emülsifiye ederek suda çözünmelerini sağlar ve yüzey alanlarının artmasına yardımcı olur. Ayrıca bağırsaklardaki kokuşmayı önler ve gaitaya rengini verir. Pankreas ise ürettiği pankreas öz suyunu duodnuma boşaltır. Pankreas öz suyunda proteinleri sindiren tripsinojen, kimotripsinojen; karbonhidratları sindiren amilaz; yağları sindiren lipaz; nükleik asitleri sindiren nükleaz enzimleri bulunur. Ayrıca pankreas öz suyunda bulunan bikarbonat iyonları (HCO3) mideden gelen asitli yapının bazik hale getirilmesinden dolayısıyla bağırsaklarda bazik bir ortamın oluşmasından sorumludur.  

Karaciğer ve pankreas ürettikleri salgıları duodenuma boşaltan sindirime yardımcı organlardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.