Evrensel Ritim

Beynin Bölümleri ve Görevleri

29.12.2019
2.199
Beynin Bölümleri ve Görevleri

Öyle bir organ düşünün ki bu organ vücudun en korunaklı yerinde kendine ait bir bölmede bulunup vücuttaki her olay ve durumdan haberdar olan ve vücuttaki her olayı ve durumu denetleyip düzenleyen bir organ olsun. Bu yazıyı okurken, okuduklarınızı anlamlandırırken ve bir cevap üretirken de kullandığınız üzere beyinden bahsediyoruz. Toplam vücut ağırlığının %2’si kadar olan bu organ işlevleri bakımından bedendeki en gizemli yapıdır. Yapısındaki milyarlarca nöron ve bu nöronların oluşturduğu trilyonlarca sinaps siz nerede ve ne yapıyor olursanız olun yoğun bir çalışma içerisindedir. Bilinçsiz bir durumda, örneğin uyuyor olsanız bile yaşamınızın devamı için beyin bir yerlerden sürekli bilgi alır, aldığı bilgiyi işler ve gerekli yanıtları oluşturur. Ancak her bilgiden veya karardan sizi haberdar etmez. Bilinçli olarak düşündükleriniz ve yaptıklarınızın dışında arka planda devasa bir organizmayı idare eder. Peki vücudun yönetim merkezi konumundaki bu gizemli doku nasıl bir yapılanma gösterir? Beyin ne gibi özelliklere sahiptir?

Beynin Genel Özellikler

Merkezi sinir sisteminin bir parçası olan beyin, kafatası boşluğu içerisinde kemik ve zarlarla çevrili şekilde bulunur. Beyin zarları arasında bulunan beyin omurilik sıvısı beyni mekanik olarak korumaktadır. Beyin yeni doğan bir insanda 350-400 gramken, yetişkinlikte 1400 gramlık bir ağırlığa ulaşır. Yaşlanmayla birlikte bu ağırlığın %10 kadarı kaybedilebilir. Bebeklikten yetişkinliğe kadar olan süreçte beynin gelişimi ağırlık ve hacim artışından ibaret değildir. Beynin işlevsel olarak gelişmesi yapısındaki nöronların yapmış olduğu sinaps sayısının artışıyla gerçekleşir. Nitekim beyni beyin yapan da yapısında bulunan nöronların oluşturduğu, muazzam bir büyüklük ve karmaşıklığa sahip olan nöral ağdır. Nöron başına 40.000 sinapsın düştüğü beyin dokusu milyarlarca nöron tarafından örülmüş bir ağ kümesine benzetilebilir.

Aldığı girdileri işleyerek çeşitli çıktılar üreten nöral ağ vücudun geri kalanıyla iyi bir iletişime sahip olmalıdır. Bu iletişim büyük oranda omurilik vasıtasıyla sağlanır. Beyinle bağlantılı olan omurilikten çıkan sinirler vücudun her bölgesine ulaşarak beyin ile vücut arsındaki veri alışverişine aracılık eder. Ayrıca direkt beyinden çıkarak özellikle baş ve boyun bölgelerinde dağılan kranial sinirler de beynin vücudun geri kalanıyla ve dış dünyayla etkileşiminde önemli yer tutar. Burun, kulak, dil ve gözden gelen veriler bu sinirler vasıtasıyla beyne iletilir. Neticede beyin her ne kadar kafatası içerisinde dış dünyadan yalıtılmış görünse de vücuttaki nöral ağ vasıtasıyla beden ve dış ortamla her an etkileşim halindedir.

Beynin Yapısı

Beyin birbirine entegre şekilde çalışan yapısal ve işlevsel birimlerden oluşur. Bu beyin bölgeleri birbirleri ile bağlantılı şekilde bir bütünü meydana getirir. Beyin makroskopik olarak üç parçaya ayrılabilir. Beyin; serebrum, beyincik ve beyin sapı adındaki üç yapısal birimden oluşur. Bu yapılar kendi başlarına çeşitli işlevleri yürütseler de birbirleri ile daima iletişim halindedir. Beyni oluşturan parçalar arsındaki bu entegrasyon beyin etkinliğinin yüksek düzeyli bir organizasyonla yürütüldüğünün göstergesidir.

1- Serebrum

Serebrum beynin yapısal olarak en büyük ve işlevsel olarak en gelişmiş bölümüdür. Ön arka doğrultuda uzanan bir yarık beyni iki eş parçaya ayırır. Hemisfer adı verilen bu beyin yarım küreleri birbirleri ile farklı bölgelerden bağlantı kurar. Cerebrum; görme, işitme, konuşma hareket etme, kişilik, bilinç, bellek gibi beynin yüksek düzeyli işlevlerinden sorumludur. Beyne dışarıdan bakıldığında görülen girinti ve çıkıntılar cerebrum korteksini oluşturur. 2-5 mm kalınlığındaki gri madde tabakasından oluşan korteksin yapısındaki bazı girintiler (sulcus) oldukça derindir. Bu derin yarıklar referans alınarak cerebrum farklı loblara ayrılmıştır.

Beyin Lobları

Frontal Lob: Beynin ön kısmında bulunur. En büyük beyin lobudur. Korteksin yaklaşık üçte birini oluşturur. İstemi hareketlerin oluşumu ve organizasyonunda etkilidir. Problem çözme, planlama, karar alma gibi işlevler frontal lobla ilgilidir. Yine frontal lobun bir bölümü olan prefrontal korteks irade karar alma süreci ve kişilik üzerine çeşitli etkilere sahiptir.

Parietal Lob: Frontal loba arka arkasında komşuluk eder. Temel olarak duyu algılanması ve yorumlanmasında etkilidir. Reseptörlerce algılanıp sinirler vasıtasıyla parietal loba iletilen veriler burada anlam kazanır. Dokunma, ağrı, ısı gibi duyular parietal lobda ayırt edilerek yorumlanır.

Oksipital Lob: Beynin arka kısmında bulunan ve diğerlerine göre küçük bir lobdur. Temel işlevi görmedir. Gözden gelen verileri işleyerek renk, şekil, derinlik gibi niteliklerin algılanmasına aracılık eder.

Temporal Lob: Beynin yan taraflarında bulunur. İşitme ve bellekle ilişkili bir lobdur. Limbik sisteme katkıda bulunur. Duygu durumunda etkilidir.

İnsula: Latince ada anlamına gelir. Diğer dört lob tarafından kuşatılmışıtır. Limbik sistem ile bağlantılıdır. Algı, duygu, deneyim oluşturmada önemlidir. Tat, koku algılama ve koku hafızası oluşması üzerine de etkilere sahiptir.

Beyin lobları ve sulcusları.

Diensefalon

Diensefalaon, cerebrumun beyin hemisferleri haricindeki bölümüdür. İki hemisferin alt ve iç kısmında bulunur. Beş bölümde incelenir. Bu bölümler talamus, hipotalamus, subtalamus, metatalamus ve epitalamustur. Talamus vücuttan gelen duyuların (koku hariç) kortekse ulaşmasına aracılık eden beyin bölgesidir. Duyu organları ile algılanan duyular talamusa gelir, burada modifiye edildikten sonra korteksin uygun bölgesine yönlendirilir. Hipotalamus otonom sinir sisteminin merkezi konumundaki beyin bölgesidir. Temel görevi vücutta homeostazın sağlanmasıdır. Vücut ısısı, su dengesi, kan basıncı, üreme, beslenme, uyku gibi çeşitli otonom işlevleri düzenler. Ayrıca hormonal sistem üzerinde de etkilidir. Bağlantılı olduğu hipofiz bezi ile hormon salınımını düzenler. Sinir sistemi ile endokrin sistem arasındaki bağlantı hipotalamus ile sağlanır.

2- Beyin Sapı (Truncus Cerebri)

Beyin sapı, omurilik ile diensefalon arasında uzanan beyin bölgesidir. Boğaz çevresi refleksler (kusma, öksürme, hapşırma…) ve iç organların çalışma ritmi beyin sapı tarafından düzenlenir. Ayrıca beyin sapında bulunan retiküler formasyon beyni aktif durumda tutarak dikkat ve davranışsal açıdan uyanık olmayı sağlar. Retiküler formasyonun ürettiği yüksek frekanslı uyarılar uyanıklığı sağlar ve uyuyan bir kişiyi uyandırır. Beyin sapı; mesencephalon, pons ve bulbus adında üç bölüme ayrılır.

Mesencephalon: Beyin sapının en üst kısmında bulundan yaklaşık 2 cm uzunluğunda bir yapıdır. Üstte diensefalon altta pons ile komşudur. Motor hareketlerin koordinasyonunda, kas tonusu ve dengenin sağlanmasında etkilidir. Burada bulundan nöronlar dopamin adlı nörotransmitterin üretiminden de sorumludur.

Pons: Beyinciğin önünde bulbusun üstünde bulunur. Yapısında noradrenalin üreten nöronlar bulunur. Üretilen noradrenalin vasıtasıyla uyanıklığı denetler. Yapısındaki bazı çekirdekler solunumun düzenlenmesine etkilidir.

Bulbus (Medulla oblangata): Beyin sapının en alt bölümüdür. Aşağı doğru omurilik olarak devam eder. Yutma öksürme hapşırma kusma refleksleri bulbus tarafından kontrol edirlir. Ayrıca solunum ve kalp ritminin düzenlenmesi de bulbusun görevleri arasındadır.

Diensefalon ve beyin sapının kesitsel görüntüsü.

3- Beyincik (Cerebellum)

Cerebellum; beynin arka kısmında bulunan, pons ve bulbusu çevreleyen beyin bölgesidir. İki yan lob ve bunları birleştiren vermiş adındaki bölümden meydana gelir. Pedinkül adı verilen yapılar cerebellumun beyin sapındaki diğer üç bölgeye de tutunmasını sağlar. Cerebellum hareketlerin koordinasyonunu sağlamak ve kas tonusunu ayarlamakla görevlidir. Hareketlerin organize ve kontrollü şekilde yapılmasını sağlar. İskelet kasları, gözler ve kulaktan aldığı verilerle dengenin sağlanmasında görev alır. Yürüme, bisiklete binme gibi öğrenilmiş eylemlerin uygulanmasında etkilidir.

Beynin Metabolizması

Beyin, sahip olduğu 1400 gramlık ağırlıkla vücut ağırlığının yaklaşık %2’sini oluşturur. Bu düşük ağırlık oranına rağmen metabolizma hızı en yüksek organdır. Kalpten pompalanan kanın %15-20 kadarı beyni beslemek için kullanılır. Vücutta tüketilen toplam oksijenin %20’si, glikozun ise %60’ı yine beyin tarafından tüketilmektedir. Beyin tükettiği bu yüksek miktardaki enerjinin 2/3’ünü nöronların transmembran potansiyelini sürdürmek için kullanır.

Beyin normal şartlarda enerji ihtiyacını sadece glikoz kullanarak karşılar. Hücrelere alınan glukozun %90’ı enerji elde etmek için geri kalanı ise diğer reaksiyonlarda kullanılır. Uzun süren açlıklarda ise kanda yeterli glukoz olmayacağından enerji üretiminde karaciğerde sentezlenen keton cisimlerinden faydalanılır.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Copyright-2020 Evrensel Ritim