Evrensel Ritim

Nasıl Nefes Alırız?

06.03.2020
174
Nasıl Nefes Alırız?

Her gün, her saat, her dakika, her saniye aralıksız olarak nefes alıp veriyoruz. Doğduğumuz andan itibaren başlayan bu süreç yaşamımızın sonuna dek bize kesintisiz olarak eşlik eder. Ancak çoğu zaman nefes alıp verdiğimizin farkında olmayız bile. Peki ihtiyaç duyduğumuz oksijene erişmek için olmazsa olmaz olan nefes alma ve verme işlerini nasıl gerçekleştiririz?

Neden nefes alırız?

Vücudumuzda istisnalar dışında her hücre sahip olduğu besin moleküllerinden enerji elde etmek için oksijenli solunum denilen reaksiyonlar topluluğundan faydalanır. Adından da anlaşılacağı üzere besinlerden oksijenli solunumla enerji elde edebilmek için hücrelerimiz sürekli olarak oksijene ihtiyaç duyar. Bu oksijeni havadan alıp akciğerlerimiz vasıtasıyla kana, oradan da hücrelerimize ulaştırırız. Bunun yanında hücreler yaptıkları oksijenli solunum neticesinde atık bir madde olan CO2 molekülü oluşturur. Üretilen CO2’de kan vasıtasıyla akciğerlere ulaşır ve nefes verme ile vücuttan dışarıya atılır. Özet olarak havadan ihtiyaç duyduğumuz maddeyi (oksijeni) almak ve çeşitli atıkları kandan uzaklaştırmak için nefes almaya ihtiyaç duyarız.

Havanın Yolculuğu

Solunum organlarımız; burun, nefes borusu ve akciğerlerdir. Bunların yanında kaslar da nefes almamız için gereken hareketi sağlar. Nefes aldığımızda havayı ilk karşılayan organ burnumuzdur. Her ne kadar ağızdan nefes alabiliyor olsak da ağız bir solunum organı olarak kabul edilmez. Burnumuz ilk etapta sahip olduğu kıldan süzgeç vasıtasıyla havada bulunan büyük ölçekli toz partikülleri gibi akciğerlere ulaşmaması gereken maddeleri tutar. Burun boşluğunda havayı konka (concha) denilen doku uzantıları karşılar. Bu uzantılar burun boşluğunun sahip olduğu yüzey alanını arttırır. Hava ile burnun temas yüzeyinin artışı havanın akciğerlere ulaşmadan önce etkili şekilde ısınmasını sağlar. Ayrıca burun iç yüzeyi nemli bir mukus tabakası ile kaplıdır. Havadaki büyük ve orta ölçekli partiküller mukusa yapışır. Bu sayede havadaki partiküllerin akciğere ulaşması ve solunumu engellemesi önlenmiş olur. Burnun kokuyu algılaması ise burun boşluğunun üst bölümünde bulunan ve koku partiküllerini algılayan özel nöronlar sayesinde mümkün olur.

Burundaki yolculuğunu tamamlayan hava orofarinks adı verilen ağzın arkasındaki bölümü de geçerek soluk borusuna girer. Soluk borusu 16-20 adet kıkırdak halkadan oluşan, 10-12 cm uzunluğunda bir borudur. Hemen arkasında yemek borusuyla komşudur. Soluk borusunu geçen hava borunun sonunda ikiye ayrılır. Ayrılan bu iki borunun her birine bronş adı verilir. Bronşları da geçen hava artık akciğere girmek üzeredir.

Akciğerlerin içerisindeki giderek daralan hava yollarında ilerleyen hava, yolculuğun sonunda alveol adı verilen 200-300 mikron çapındaki küreciklerin içerisine girer. Alveoller çevrelerinde çok zengin bir damar ağına sahiptir. Alveollere giren havadaki oksijen molekülleri alveolün hemen yanı başındaki kılcal damarlara difüzyon ile geçer. Aynı anda kanda bulunan CO2 molekülleri de kılcal damarlardan alveole difüze olur. Akciğerlerde toplamda 200-600 milyon alveol olduğunu düşünülürse kan ile alveoller arasında yoğun bir alışverişin olduğu tahmin edilebilir. Neticede kan oksijen bakımından zenginleşir ve atık CO2’den kurtulmuş olur. Ayrıca bir miktar su da buhar halinde alveollere geçer. Bu difüzyon faaliyetlerinden sonra akciğerlerdeki hava geldiği yolu tersine alarak, soluk verme ile dışarı atılır. 

Solunum (ventilasyon) sırasında havanın izlediği yol

Nefes Alma Mekanizması

Nefes alıp verme kaslar vasıtasıyla gerçekleştirilen mekanik bir iştir. Akciğerler bu işte pasiftir. Yani kendi kendilerine büyüyüp küçülmezler. Göğüs çevresinde bulunan solunum kasları kasıldıklarında göğüs içi basıncını azaltır. Açık hava basıncı göğüs içi basıncından büyük olduğu anda akciğerler hava ile dolmaya başlar. Bir noktadan sonra kaslar gevşer ve göğüs içi basıncının artmasıyla akciğerlerdeki hava pasif olarak dışarıya atılır. Sonuç olarak nefes alma kasların kasılmasıyla gerçekleşen aktif bir işken nefes verme kasların gevşemesiyle gerçekleşen pasif bir süreçtir.

Solunum kaslarından en önemlisi diyaframdır. Göğüs boşluğu ile karın boşluğunu ayıran diyafram, nefes alma sürecini tek başına sürdürebilecek kapasitededir. Göğüs çevresindeki diğer kasların solunuma yardımcı olduğu söylenebilir. Diyafram kasıldığında göğüs boşluğundan karın boşluğuna doğru kısalır. Bu şekilde göğüs içinin hacmi artar ve basıncı azalır. Karın içi basıncı ise buna paralel olarak artar. Neticede akciğerler azalan basıncın etkisiyle havayla dolarak genişler. Diyafram gevşediğinde ise bu süreç tersine işler ve akciğerlerdeki hava -büyük oranda- dışarı atılır.

Nefes alma mekanizması

Akciğer Kapasitesi

Yetişkin bir bireyin sahip olduğu akciğerler toplamda 5800 ml hacme sahiptir. Her normal soluk almada 500 ml hava dışarıdan alınır, soluk vermede ise alınan hava dışarıya atılır. Akciğerlerin geri kalan hacmi ise yedek hacimdir. Yani normal bir nefes alıştan sonra bir miktar daha nefes alabilmemiz veya normal bir nefes verişten sonra bir miktar daha nefes verebilmemiz bu yedek hacimler sayesinde mümkün olur. Akciğerler içerisinde hiçbir zaman faydalanılamayan bir hacim de bulunur. Verebildiğiniz kadar güçlü şekilde nefes verdiğinizde dahi akciğerlerde 1200 ml gibi bir hacimde hava hala bulunur. Bu hacme rezidüel hacim denir.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Copyright-2020 Evrensel Ritim