Evrensel Ritim

Nasıl Görürüz?

25.02.2020
202
Nasıl Görürüz?

Görme duyusu insanın çevresindeki olaylardan ve varlıklardan haberdar olmasını sağlayan temel duyulardan biridir. İnsan doğduğu andan itibaren çevresindekileri tanımak ve anlamlandırmak için görme duyusundan faydalanır. Çevresindekileri görmek için pek de çaba harcamaz. Gözlerini açması çevresindekileri görmesi için gayet yeterlidir. Ancak çevrenin görsel olarak algılanabilmesi için arka planda göz ve beyin yoğun çaba harcamaktadır. Çevredeki varlıklardan etrafa yansıyan ışık ışınları göze ulaşır. Göze ulaşan bu ışınların doğrultuları göze ait yapılarca değiştirilir ve ışınlar gözdeki reseptör hücrelere yönlendirilir. Reseptörlerce algılanan ışınlar ise sinirsel iletiye çevrilip beyne iletilir ve burada değerlendirilir. Sonuçta çevrenin görsel olarak bir yansıması insan bilincinde canlanmış olur. Görme özet haliyle bu şekilde gerçekleşmekle birlikte daha detaylı bir incelemeyle görme işindeki mükemmellik rahatlıkla görülebilir.

Görme mekanizmasının temsili çizimi.

Aşama 1: Işığın Göze Girişi ve Kırılması

Çevreden göze gelen ışık ışınlarının gözde ilk karşılaştığı yapı korneadır. Havadan korneaya giren ışınlar hava ile korneanın kırıcılık indislerinin farklı olması sebebiyle kırılmaya uğrar. Işınlar kırılmaya uğradıktan ve korneayı geçtikten sonra korneanın arkasındaki gözün ön ve arka kamarasını dolduran hümör aköz adındaki sıvıya girer. Kornea ile hümör aközün kırıcılık indisleri farklıdır. Dolayısıyla ışınlar bu geçiş sırasında da bir miktar kırılmaya uğrar. Hümör aköz içerisinde ilerleyen ışınların sonraki durağı pupilladır.

Aşama 2: İris ve Pupilladan Geçiş

İris; kornea ile lens arasında bulunan, yapısındaki sirküler kaslar sayesinde göze giren ışık miktarını ayarlayabilen yapıdır. Göze gereğinden fazla ışık geldiğinde iris yapısındaki sfinkter kası sayesinde pupillayı (irisin ortasındaki açıklık) daraltır ve göze ulaşan ışığı azaltır. Göze yetersiz ışık geldiğinde ise irisin yapısındaki dilatör kas kasılarak pupillayı genişletir ve göze ulaşan ışık miktarını arttırır. İrisin bu özelliği gözün karanlık ve aydınlık ortamlara uyumunu sağlar. Işık ışınları irisin ortasındaki pupilladan geçtikten sonra merceğe ulaşır.

Aşama 3: Işığın Mercekten Geçişi

Havadan korneaya oradan da hümör aköze giren ışık ışınları pupilladan geçtikten sonra göz merceğine ulaşır. Göz merceği ışığı uygun miktarda kırarak retinanın üzerine odaklamakla görevlidir. Göze 6 metreden daha uzaktan gelen ışınlar göz merceğinin herhangi bir şekil değişikliğine gerek kalmaksızın retina üzerine odaklanır. Ancak 6 metreden daha yakın bir mesafeden göze ulaşan ışınların retinada odaklanabilmesi için lensin ışınları daha fazla kırması gerekir. Bunun sağlanması için lensi geren siliyer kas gevşer. Bu sayede serbest kalan lens kalınlaşır ve ışınlar daha fazla kırılmaya uğrar. Sonuçta lensin kalınlığı ayarlanarak görüntü retina üzerine odaklanmış olur. Lensin kırıcılığının bu şekilde değiştirilmesi akomodasyon olarak adlandırılır.

Işık göze korneadan girdiği andan retinaya ulaştığı ana kadar toplamda 59 diyoptrilik bir kırma gücüyle karşılaşır. Bu kırma gücünün kabaca 2/3’ü kornea 1/3’ü ise lens kaynaklıdır. Lens toplamda 12 diyoptrilik bir kırma gücüne sahiptir. Bu değer yaş ilerledikçe azalır. Buna bağlı olarak ileriki yaşlarda merceğin ışığı kırma gücü ve dolayısıyla gözün yakını görme yeteneği azalır.

Gözün yapısı ve ışığın kırılması.

Aşama 4: Retina ve Fotoreseptörler

Göze girdikten sonra çeşitli kırılmalara uğrayan ışık ışınları son olarak mercekte kırıldıktan sonra hümör vitröz adındaki göz içi sıvısında ilerleyerek retinada ters şekilde odaklanır. Retina gözün en içte bulunan tabakasıdır ve üzerindeki fotoreseptör hücreler ile ışığı algılama yeteneğine sahiptir. Retinada koni ve basil hücreleri fotoreseptör olarak görev yapar. Yaklaşık 7 milyon adet bulunan koni hücreleri renkli görmeyi sağlarken 120 milyon adet bulunan basil hücreleri gece görüşü için özelleşmiştir ve renksiz görmeyi sağlar. Retinanın arka bölgesinde bulunan sarı nokta (fovea centralis) koni hücrelerini yoğun olarak bulundurur. Bu nokta retina üzerinde görme keskinliğinin en yoğun olduğu ve detaylı görmeye olanak sağlayan bölgedir. Görüntü retina üzerinde sarı noktadan uzaklaştıkça renk algısı ve görüntünün keskinliği kaybolur.

Aşama 5: Görsel Bilginin Değerlendirilmesi

Retina üzerinde fotoreseptörlerle algılanıp elektriksel sinyallere çevrilen ışık, optik sinir vasıtasıyla beyne iletilir. Beynin gözden gelen verileri işleyen başlıca bölgesi oksipital lobda bulunan primer görme korteksidir. Ancak görme, beynin farklı bölgelerinin aktif olarak rol aldığı kamaşık bir işlemdir. Gözden beyne iletilen elektriksel sinyaller beyinde kontrast, açı, renk, hareket, doğrultu gibi görsel bilgiyi meydana getiren çeşitli nitelikler bakımından analiz edilir ve ortaya çıkan görüntü insan bilincine yansıtılır.  

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Copyright-2020 Evrensel Ritim