Evrensel Ritim

Eklemlerin Özellikleri ve Eklem Çeşitleri

Eklemlerin Özellikleri ve Eklem Çeşitleri

Eklem denildiğinde pek çok insanın aklına uç uca eklenen ve birbiri üzerinde hareket eden kemiklerin oluşturduğu eklemler gelir. Örneğin dirsek ve diz eklemleri gibi. Ancak eklem bundan daha geniş bir kavramdır. İki veya daha fazla kemiğin hareketli veya hareketsiz olacak şekilde birbirine tutunmasıyla eklemler oluşur. Görüldüğü üzere hareketli olması iki kemiğin uç uca eklendiği bir oluşuma eklem denmesi için gerek şart değildir. Bazı eklemler hareketli bazıları ise hareketsizdir. Eklem olmanın gerek ve yeter şartı en az iki kemiğin birbiriyle bağlantılı olmasıdır.

Eklem Çeşitleri

Hareketsiz Eklemler

Anatomik olarak eklemler temelde iki başlık altında toplanır. Junctura synovialis denilen hareketli eklemler ve junctura ossium denilen hareketsiz veya minimal derecede hareketli eklemler. Junctura ossium adındaki hareketsiz eklemler vücutta harekete ihtiyaç olmayan bölgelerde bulunan eklemlerdir. Örneğin kafatasında bulunan eklemler… Kafatası iskeletinde harekete ihtiyacı yoktur. Aksine beynin muhafaza edilmesi için oldukça sabit bir yapıya ihtiyaç vardır. Bunun için kafatası kemikleri birbirine sutura (dikiş) tipindeki eklemlerle tutunur. Bu eklemlerdeki kemikler arasında bağ dokusu oldukça sıkı yapıdadır. Bu sayede kemikler birbirine sağlam bir şekilde tutunurlar ve hareket etmezler. Hareketsiz eklemlere bir diğer örnek de dişlerdir. Dişler ile çene kemikleri birbirine gomphosis adı verilen bir eklem ile tutunurlar. Herkesin bildiği üzere dişler ile kemikler arasında bir hareket yoktur. Aksine sıkı sıkıya birbirlerine yapışmışladır. Bu da dişler ile kemikler arasında junctura ossium tipinde eklemleşme bulunduğunu gösterir. Bu örnekler haricinde omurlar arasındaki eklemler os pubisler arasındaki eklemler acetabulumu oluşturan üç kemik arasındaki eklemler de junctura ossium eklem sınıfına dahildir.

Kafatasını oluşturan kemikler arasında sutura tipinde eklemler bulunur.

Hareketli (Sinoviyal) Eklemler

İkinci eklem çeşidi ise junctura synovialis olarak isimlendirilen yani sinovial eklemlerdir. Bu eklem tipinde kemikler birbirine tam olarak yapışmaz. Kemikleri birbirinden ayıran boşluk ve bu boşluktaki sıvı kemiklerin birbiri üzerinde kayarak çeşitli hareketleri yapmasına olanak verir. Örneğin dirsek eklemleri birer sinoviyal eklemdir. Dikkat edilecek olursa bu eklemlerin farklı derecede hareket yetisine sahip olduğu görülebilir. Örneğin omuz eklemi ile dirsek eklemi karşılaştırılacak olursa dirsek eklemi tek bir eksende iki farklı şekilde hareket edebilir. Tıpkı kapı menteşelerinin yaptığı açılma kapanma hareketi gibi. Ancak omuz eklemi çok daha serbesttir. Daha fazla hareketi daha geniş açılarla yapabilir. Yani sinoviyal eklemler de kendi içinde farklı hareket kabiliyetlerine sahiptir. Bu da hareketli eklemlerin sınıflandırılmasında kullanılan bir yöntemdir.

Dirsek eklemi menteşe tipinde hareketli bir eklemdir.

Hareketli Eklemlerin Yapısı

Hareketli eklemler bir başka deyişle sinoviyal eklemler hareket etmek için eklemlerden farklı birtakım yapılara ihtiyaç duyar. Neticede iki farklı kemiği hem birbirine bağlayıp hem de belirli şekillerde hareket etmelerini sağlamak kolay bir iş değildir. Bunu başarmak için ihtiyaç duyulan ilk şey iki kemik arasında kayganlaştırıcı bir sıvıdır. Bu sıvıya sinoviyal sıvı adı verilir. Sinoviyal sıvı iki kemik arasında sürtünmenin azaltılması görevini üstlenir. Tıpkı bir makine yağı gibi birbirine eklemleşen kemiklerin aşınmasını engeller. Sinoviyal sıvının yapısında bulunan hyaluronik asit hem sıvının viskozitesini bir miktar arttırır hem de kemikler arası kayma hareketinin yapılmasına olanak sağlar. Tabi ki eklem sıvısı iki kemik arasında kendiliğinden durmaz. Sıvıyı gerekli yerde muhafaza etmek için bir eklem kapsülü eklemi çepeçevre sarar. Bu kapsül sinoviyal sıvıyı üreten sinoviyosit hücrelerini de yapısında bulundurur. Ayrıca eklem kapsülü içindeki basınç açık hava basıncından bir miktar daha düşüktür. Bu basınç farkı eklem stabilizasyonuna da katkıda bulunur.

Eklemlerde aşınmayı azaltmak ve iki kemik arasında hareketi kolaylaştırmak için kemiklerin eklem yüzleri hyalin kıkırdak ile örtülüdür. Bu kıkırdak örtü kemik yüzeylerini pürüzsüz bir hale getirip sürtünmeyi minimuma indirir. Bunun yanında iki kemiğin yüzey uyumunu sağlamak için de meniscus discus ve labrum adı verilen yapılar bulunur. Eğer bu kıkırdak yapı zarar görürse çeşitli eklem hastalıkları meydana gelebilir.

Sinoviyal tipteki bir eklemi oluşturan elemanlar.

Buraya kadar iki kemiğin birbiri üzerindeki hareketini sorunsuz bir şekilde sağlandı. Ancak iki kemiğin birbirinden ayrılmaması da eklem için hareket kadar elzemdir. Kemiklerin birbirine tutunması eklem çevresindeki ligamentler ve kaslar ile mümkün olur. Ligamentler eklemi oluşturan kemiklerin birinde başlayıp diğerinde sonlanan güçlü, fibröz dokulardır. Bu ligamentler sayesinde kemikler birbirlerine sıkı sıkıya tutunmuş olur. Kasların ana görevi kasılarak hareketi sağlamak olsa da eklemlerin stabilizasyonunda da önemlidirler. İki kemik arasında uzanan binlerce kas lifi eklemin sabitlenmesine yardımcı olur. Ayrıca kasların dinlenme halinde dahi bir miktar kasılı olması (kas tonusu) bu sabitlenmeyi pozitif yönde etkiler.

Neticede basit bir kol hareketi yapmamız için son derece kompleks bir eklem yapısına sahip olduğumuzu görüyoruz. Yemeğimizde bir kaşık almak için bile olmazsa olmazımız olan bu yapılar yaşamımızı en kolay şekilde sürdürmemiz için ustalık ve üstün bir dehayla tasarlanmıştır.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Copyright-2020 Evrensel Ritim