İşleyiş 50 0

Doğal Bağışıklık ve Kazanılmış Bağışıklığın Özellikleri

Vücudun patojen mikroorganizmalar veya tümör hücreleri gibi kendisine yabancı bir maddeye karşı kendisini koruması bağışıklık (immunite) olarak adlandırılır. Yabancı maddeye vücudun verdiği yabancı maddeyi engelleme ve yok etmeyi amaçlayan reaksiyonlar bağışık yanıtı (immun yanıt) oluşturur. Bağışık yanıtın ortaya çıkmasında birincil veya ikincil olarak görev alan organ, doku ve hücreler bağışıklık sistemini meydana getirir. Kemik iliği ve timüs bağışıklık sisteminin primer organlarıyken; dalak, tonsiller ve lenf düğümleri sekonder bağışıklık sistemi organlarıdır. Bağışıklık sistemini oluşturan hücreler ise kemik iliğinden köken alan lenfosit, nötrofil, eozinofil, bazofil, makrofaj gibi yabancı maddelerle doğrudan veya dolaylı olarak savaşan hücrelerdir.

Bağışıklığı oluşturan doku, organ ve hücreler bir patojenin öncelikle vücuda girmemesi için koruma sağlar, girmesi durumunda ise ortadan kaldırılması için savaşırlar. Vücudun bu korunma ve savaşma eylemlerinin bütünü bağışıklığı oluşturur. Bağışıklık doğal ve kazanılmış bağışıklık olarak ikiye ayrılır. Doğal bağışıklık enfeksiyonları önleyen, kontrol eden ve ortadan kaldıran ilk yanıttır ve doğuştan gelir, yani kalıtsaldır. Kazanılmış bağışıklık ise vücuda yabancı maddeye özgü olarak ortaya çıkar. Kalıtsal değildir ve kişiden kişiye değişiklikler gösterebilir.

Doğal Bağışıklık

● Doğal bağışıklık nesilden nesile aktarılan ve doğuştan var olan bağışıklıktır. Her an görev başındadır ve hızlı şekilde gelişir. Vücuda giren mikropları engelleyen ve ortadan kaldıran ilk yanıtı oluşturur. Sonuçta kazanılmış bağışıklığı da uyararak harekete geçirir.

● Doğal bağışıklıkta bir patojen ile karşılaşıldığında daima aynı yanıt oluşur. Aynı patojenle her karşılaşma durumunda ilk kez karşılaşıyormuş gibi yanıt verilir. Bu yanıt tamamen veya kısmen değişmez. Yani doğal bağışıklıkta immunolojik bellek yoktur.

● Doğal bağışıklıkta genellikle bir mikrobun yaşamsal öneme sahip veya enfektivitesi için önemli olan yapılar tanınır. Mikrobun sahip olduğu ve konak hücrelerde bulunmayan yapılar doğal bağışıklığın komponentleri tarafından ayırt edilir. Bu durum mikropların mutasyona uğrayarak doğal bağışıklığı atlatmalarını olanaksız kılar.

● Mikropların vücuda girişi sıklıkla deri solunum sistemi veya sindirim sisteminden gerçekleştiği için bu bölgeleri örten epitelyal hücreler doğal bağışıklığın önemli bir bölümünü oluşturur. Epitelyal hücreler salgıladıkları mukus ve güçlü hücreler arası bağlantılarıyla oluşturdukları fiziksel bariyer ve salgıladıkları kimyasal maddelerle mikroorganizmalara karşı koruma sağlarlar.

Lökositler doğal bağışıklığın ortaya çıkmasındaki temel hücrelerindendir. Nötrofil, bazofil, eozinofil, monosit, makrofaj, dendritik hücreler ve doğal katil hücreler bu temel hücreleri oluşturur. Nötrofil ve makrofajlar fagositoz yetenekleriyle öne çıkarlar. Bu fagositik hücreler vücutta patojeni arar ve bulduğunda fagosite ederek ortadan kaldırır. Dendritik hücreler T lenfositlere antijen sunan ve bu sayede doğal ve kazanılmış bağışıklık arasında bağlantı kuran hücrelerdir. Doğal katil hücreler ise virüsle enfekte hücreler ve kanserleşmiş hücrelerle savaşarak onları ortadan kaldıran hücrelerdir.

Kazanılmış (Edinsel) Bağışıklık

● Kazanılmış bağışıklık kalıtsal olmayan, kişiye özgü bir bağışıklık çeşididir. Doğal bağışıklığın reseptörleri kalıtsal olup doğuştan gelirken kazanılmış bağışıklığın reseptörleri hayat boyunca tecrübe edilerek kazanılır. Kazanılmış bağışıklık antijene spesifik yanıt oluşturur ve uzun dönemli koruma sağlar. Bu sebeple antijenin tanınması önemlidir.

● Kişi bir antijenle ilk defa karşılaştığında o antijene karşı özgül antikorlar üretir. Sonraki her karşılaşmada antijenin tanınmasının ardından oluşan immünolojik hafıza sayesinde daha hızlı ve etkin bir yanıt oluşturulur. İmmunolojik hafızayı bellek hücreleri meydana getirir.

● Kazanılmış bağışıklığın temel hücreleri lenfositler ve dendritik hücrelerdir. Lenfositler B ve T lenfolositler olarak ikiye ayrılır. B lenfositler antijenle karşılaşmalarının ardından bölünerek plazma hücrelerine dönüşür. Plazma hücreleri antijene spesifik antikorları üreterek salgılar. Antikorlar humoral immun yanıtı oluşturur. Diğer hücreleri aktive eder ve antijenlerle direkt olarak savaşıp onları nötralize ederler. T lenfositler bağışık yanıtın şiddetini ayarlayan, yanıtın tipine karar veren ve antijenlerle direkt olarak savaşan hücrelerdir. Dendritik hücreler ise antijenleri tanıyarak onları MHC’leri kullanarak T lenfositlere (sitotoksik T hücreleri) sunan hücrelerdir.

● Bağışık yanıt sırasında aktive olan T ve B lenfositlerin bir bölümü (plazma hücrelerinin %10 kadarı) hafıza hücrelerine dönüşürler. Hafıza hücreleri sayesinde aynı antijenle yeniden karşılaşılması durumunda daha hızlı ve etkili yanıt oluşturulur. Koruyucu antikorlar hafıza hücreleri tarafından kemik iliğinde sürekli olarak sentezlenir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.